Kimya sektöründeki lojistik sorunları İKMİB webinarında ele alındı

- İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister:- "Deniz yolu taşımacılığında konteyner ve gemi bulma konusundaki sıkıntılar, salgın nedeniyle çalışmalarını yavaşlatan limanlar gibi pek çok sorunumuz bulunuyor"- İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran:- "Arz-talep dengesindeki düzelme, talebin düşmesi ve normale dönüş ile beraber 2022 yılından itibaren bir düzeltme hareketi olma ihtimali vardır"

28.04.2021, 10:58 Ekonomi
Kimya sektöründeki lojistik sorunları İKMİB webinarında ele alındı

İSTANBUL (AA) - İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, "Deniz yolu taşımacılığında konteyner ve gemi bulma konusundaki sıkıntılar, salgın nedeniyle çalışmalarını yavaşlatan limanlar gibi pek çok sorunumuz bulunuyor." ifadelerini kullandı.

İKMİB'den yapılan açıklamaya göre, Birlik tarafından, kimya sektöründe lojistik ile ilgili yaşanan sıkıntıların sebepleri ve çözüm önerilerinin ele alınması amacıyla webinar gerçekleştirildi.

Moderatörlüğünü İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister’in yaptığı “Kimya Sektöründe Lojistik Sorunları” webinarda, lojistiğin gelecek kurguları, yeni teknolojileri hakkında da bilgiler paylaşıldı.


- "Deniz yolu taşımacılığında konteyner ve gemi bulma sıkıntılarımız var”


Açıklamada görüşlerine yer verilen İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, salgından kaynaklı olarak küresel ticarette pek çok sorunun ortaya çıktığını ve ihracatçıların süregelen salgının etkilerinin yanı sıra dış ticarette de özellikle lojistik alanında pek çok sorun yaşamaya başladıklarını belirtti.

Kimya sektörü ile ilgili bilgi veren Pelister, şunları kaydetti:

“2021 TİM İhracat Raporu'na baktığımızda 2020 yılında dünyada en çok ithalat gerçekleştiren sektörün 2,76 trilyon dolarlık hacimle kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü olduğunu görüyoruz. Buradan hareketle 2020 yılında küresel ithalatın yüzde 24,1’ini kimyevi maddeler ve mamulleri sektörünün oluşturduğunu söyleyebiliriz. Ülkemiz 2020 yılında kimyevi maddeler ve mamulleri sektöründe bu tabloda 18,3 milyar dolarlık ihracatı ile yer aldı. Sektörümüz Türkiye’nin en çok ihracat gerçekleştirilen 2’inci sektörü. Burada sektörün diğer pek çok sektöre de ham madde ve yarı mamul sağlayarak katkıda bulunduğunu da eklemek gerekir. 2021 yılının ilk 3 ayında 5,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren sektörümüzün ihracatı, önceki yıl aynı döneme göre yüzde 13,8 artış yaşadı. Sektörümüzün ürünlerinin taşıma şekilleri dağılımına baktığımızda yüzde 79,1’i deniz yoluyla, yüzde 17,6’sı kara yoluyla, kalan yaklaşık yüzde 3,5’luk kesimi ise diğer şekillerde taşındığını görüyoruz. Deniz yolu taşımacılığında konteyner ve gemi bulma konusundaki sıkıntılar, salgın nedeniyle çalışmalarını yavaşlatan limanlar gibi pek çok sorunumuz bulunuyor."

Pelister, aynı şekilde kara yolu taşımacılığında da sınır kapılarında uzayan bekleme süreleri, ülkelerin salgın nedeniyle sınır kapılarını kapamaları gibi sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını aktararak, "Hava yolu taşımacılığında ise salgın kaynaklı sorunlar dışında en önemli sıkıntımız hava yolu ile tehlikeli madde taşımacılığı konusundaydı. İKMİB olarak, kimya ihracatında tehlikeli maddeler sınıfına giren ürünlerin numunelerinin hava yolu ile iletilmesi için gerekli olan Tehlikeli Maddeler Kuralları (DGR) sertifikası eğitimi konusunda Türk Hava Yolları Havacılık Akademisi ve uluslararası tehlikeli madde taşımacılığı konusunda UPS ile 2019 yılında iş birliği yaptık." ifadelerini kullandı.

Bugüne kadar İKMİB’e üye firmalardan toplam 52 kişinin Tehlikeli Maddeler Kuralları (Kategori 1,2,3,6) eğitimini aldığını bildiren Pelister, İKMİB üyelerine yüzde 70’lere varan indirim sağlandığını ve UPS ile anlaşmaları kapsamında indirimli hava kargodan yararlanılarak toplam 172 tehlikeli madde gönderimi yapıldığını aktardı.


- "2022 yılından itibaren bir düzeltme hareketi olma ihtimali vardır”


İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri (İMEAK) Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, tonaj olarak bakıldığında Türkiye'nin dış ticaret taşımacılığının (ihracat ve ithalat) yaklaşık yüzde 89’unun deniz yolu ile yapıldığına dikkati çekerek, deniz yolu taşımacılığının, Türkiye'nin ekonomisinin ve tedarik zincirinin devamı için olmazsa olmaz olduğunu belirtti.

Türkiye’nin deniz yolu dış ticaret miktarına tonaj olarak bakıldığında ihracatta 2008 yılında 73,2 milyon tondan 2020 yılında 138,9 milyon tona gelindiğini aktaran Kıran, şunları kaydetti:

“Burada 2008 yılından 2020’ye yüzde 89,6 artış var. İthalatta deniz yolu taşımacılığı yüzde 49,5 artmış ve ihracat- ithalat toplamda ise 224,7 milyon tondan 365,4 milyon tona çıkmışız ki yaklaşık yüzde 62’lik bir artış sağlanmış bu 12 yıllık süreç içerisinde. Konteyner gemileri ile yapılan dış ticaret miktarına (TEU) baktığımızda son 12 senede hem ihracatta hem ithalatta ciddi bir artış olduğunu görüyoruz. Dış ticaretimizde konteyner taşımacılığı 12 yılda 50 milyon tondan 90,7 milyon tona ulaşmış. 2008 yılında günlük ortalama 20 bin 575 dolar olan konteyner gemisi navlun fiyatı 2008 krizi sonrası 2009 yılında 6 bin 367 dolara kadar inmiş ve ancak 2020 yılının ikinci yarısından itibaren bugünkü 20 binli rakamlarına ulaşmıştır. Salgının getirdiği yeni alışkanlıklar, yeni hayat düzeni dolayısıyla geçen sene nisan-mayıs aylarından itibaren dünyada ciddi bir talep patlaması meydana gelmiştir. Konteynırla taşınan mallara olan talep artmıştır. Bununla beraber gemi arzındaki yetersizlik, konteynerin kendisine olan talepteki patlama, konteyner üreten Çin’in salgın sebebiyle üretime ara vermesi, Amerika limanlarında çok uzun süre bekleyen konteyner gemileri ve bu gemilerin bekleme sürelerinin 12 günden 54 günlere kadar uzaması dolayısıyla arz-talepte durum Temmuz 2020’den beri tersine dönmüş ve konteyner fiyatları yükselişe geçmiştir."

Kıran, bu bakımdan arz-talep bu şekilde olduğu sürece fiyatların bir müddet daha böyle gideceğinin öngörüldüğünü belirterek, "Arz-talep dengesindeki düzelme, talebin düşmesi ve normale dönüş ile beraber 2022 yılından itibaren bir düzeltme hareketi olma ihtimali vardır. İhracat bu ülkenin kurtuluş sektörlerinden bir tanesi. Döviz girdisi var, taşımacılık da öyle, aynı taraftayız. Zaman zaman birtakım inişler-çıkışlar ile birlikte bu işi hep birlikte kotaracağız diye ümit ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Emre Eldener ise lojistikçilerin de hizmet ihracatçısı olduğunu ve ihracat yapmak istediklerini bildirdi.

İhracat malzemelerini taşımalarının öncelikleri olduğunu belirten Eldener, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mevcut navlun fiyatlarının yukarıya doğru gitmesi biz taşıma işleri organizatörlerini de zor durumda bıraktı. Geçen sene 1 milyon dolarlık sermaye ile 500 konteyner yükleyebilirken şu anda 100 konteyner yükleyebiliyoruz. İşimizi yapabilmek için sürekli finansal kaynak yaratmak durumunda kalıyoruz. Kimya sektörünü daha iyi anlayabilmemiz için, kimya sektörünün ihracatçılarından ricam lojistik çözüm ortaklarını bilgilendirmeye çalışsınlar. Sektörle ilgili bilinmeyenleri bizimle paylaşsınlar ki çözüm üretme noktasında faydamız olsun. Sıcak bir pazar olan Batı Afrika’da ve Latin Amerika’da konteyner pozisyonlaması sıkıntısı yaşıyoruz. Bizim için yüksek olan rakamlar başkaları için düşük değil dünyanın her yerinde bu problem yaşanıyor. Şartlar eşit. Birlikte çalıştığımızın altını çizmek istiyorum. Deniz taşımacılığında yaşıyoruz ağırlıklı olarak bu problemi. Ne zaman toparlar? Eylül’den önce beklemeyelim hatta yıl sonunu da bulabilir.”

UPS Türkiye Genel Müdürü Burak Kılıç da dünya ticaretinin son 10 yıldır ciddi değişim trendi içinde olduğunu, bu durumun son 1 yıldır çok daha hızlandığını ifade etti.

Kimya sektörünün ihracatın lokomotif sektörü olduğuna dikkati çeken Kılıç, dünyada tehlikeli maddelerin numune gönderimlerinin hava taşımacılığı ile yapıldığını, İKMİB ile 2019 yılında iş birliği gerçekleştirdiklerini anlattı.

Uluslararası Nakliyeciler Derneği İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Elif Savrum ise salgın sürecinin büyük sorunlu kısmını aşmış durumda olduklarını belirterek, “Kapıkule’de araç çıkışı salgın öncesi 900 iken bugün 1.300’ü aşkın araç çıkışını sağlar hale geldik. Hamzabeyli sınır kapısında günlük 600’ü bulan çıkış sayımız var. Bulgaristan’daki inşaatın ağustos ayında tamamlanmasını bekliyoruz, böylece araç çıkış sayımızın 1.000 sayısına çıkmasını bekliyoruz. Söz konusu inşaatın tamamlanmasıyla Kapıkule için de 300 araç çıkışının daha artacağını öngörüyoruz. Bekleme sayılarımız oldukça düşmüş vaziyette. Elimizden gelen tüm desteği vermeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Yorumlar (0)