Velican Oduncu’dan, Sinan Ateş’e, Sabah Ketene’den Hüseyin Remzi’ye benzer eylemler ve cinayet: Hüseyin Remzi’ye Açık mektup

Tarihten günümüze hiç değişmeyen bir yöntem vardır; bir ekip bir kişiyi her işte kullanır sonra o kişinin konuşmaması için ortadan kaldırır. Bu yazının sonunda anlatacaklarımı şimdi anlatıyım; Hüseyin Remzi, mensup olduğun ekibin bütün mensuplarının sesini kayıt et. Sadece ses değil, yazışmalar, görüşmelerde yapılan konuşmalar, verilen vaatler, hangi tarihte kiminle ne görüşüldü hedef kimdi ne kadar süre içinde hedef gereken yapılmalıydı? Hepsini kayıt et ve elde ettiğin kayıtları mutlaka iki üç farklı yerde arşivle. Şimdi dünden bugüne olaylara bakalım:..

11.02.2023, 20:02 Haberler
Velican Oduncu’dan, Sinan Ateş’e, Sabah Ketene’den Hüseyin Remzi’ye benzer eylemler ve cinayet: Hüseyin Remzi’ye Açık mektup

Ülkücü olan Velican Oduncu, 1988 yılında İsmet Altın ve Adil Adsız tarafından öldürüldü. İsmet Altın ve Adil Adsız ülkücüydü. Yani iki ülkücü bir ülkücüyü öldürdü. Ülkücü olupta ülkücüler tarafından öldürülen Velican Oduncu ölüm makinası gibiydi. 8 Komünist öldürmüştü. ‘Komünist’ denildiği zaman gözleri dönüyor ve bir ölüm makinasına dönüşüyordu. Velican Oduncu, Doğu Türkistan kökenliydi. 

Dönemin başbakanı Turgut Özal’ı öldürmesi için Velican Oduncu’ya teklif edildi. Velican Oduncu: “Ben dava adamıyım, kiralık katil değilim, üstelik alnı secdeye değmiş olan birine kurşun sıkmam” demiş ve bunu red etmişti. Turgut Özal’ı öldürmeyi red ettiği için artık öldürüleceğini biliyordu. Velican Oduncu, kardeşi Tahir Oduncu’yla görüştüğünde öldürüleceğini biliyordu ve kardeşi Tahir Oduncu’ya, “öldürüleceğim” demişti. Velican Oduncu’nun kardeşi Tahir Oduncu bu konuyla ilgili Vatan Gazetesine açıklamada bulundu. (Tıpkı Sinan Ateş gibi kaleminin kırıldığını biliyordu. Hüseyin Remzi’nin bir gün kalemi kırılır mı? Kırılmaması için ne yapması lazım? İşte bu yazıda Hüseyin Remzi’nin kaleminin kırılmaması için söylediklerimi uygulamalı. Ne pahasına olursa olsun Remzi, söyleyeceklerimi uygulamalı. Yazının devamında ne yapması gerektiğini anlatacağım.)

Sinan Ateş’in cinayetine de geleceğim ama cinayetlerin tarihi itibariyle sırasıyla gitmek istiyorum. Velican Oduncu’dan, Sabah Ketene’ye; Sabah Ketene Kerküklü bir Türkmendi. 

Sabah Ketene, Avrupa’da bombalı eylemlere karıştı. Ketene, Yunan adalarında ormanlar yaktı, Atina Pire metrosunda bombalar patlattı. Sabah Ketene, Danimarka Kürt Dernekleri Federasyonu (FEY-KURJD) eski Başkanı İmdat Yılmaz’a 10 kurşun sıktı. Tabii Sabah Ketene ile İmdat Yılmaz’ın hiç bir bağı-düşmanlığı yoktu. Sabah Ketene’yi kullanan ekip bunu istemişti. Sabah Ketene, sağda solda yaptıklarını büyük bir övgüyle anlattığı için ve bu anlatımı sürdürdüğü için ekip tarafından kalemi kırılmıştı. Ketene, 22 nisan 2006 tarihinde Kerkük'te evinin önünde bir suikast sonucu öldürüldü. (Ketene’nin yakınları konuyla ilgili farklı zamanlarda yaptığı konuşmalarda; “kapıya gelenler, Sabah Beyin samimi arkadaşlarıydı neden öldürdüler hala anlamış değiliz,” diyorlardı.)

Sinan Ateş neden öldürüldü?
Sinan Ateş, iki kuşak ülkücüdür. Babası, 1980 yıllarında sağ-sol çatışmaları döneminde yaralanmış ve hastanelik olmuştu. Yani hayatı pahasına Ülkücü Harekete bağlı bir aile ve Sinan Ateş böyle bir ailede doğdu büyüdü. Ayrıca, MHP’de göz önünde büyüdü. FETÖ ile hiç bir bağı-bağlatısı yoktu. ‘Var’ diyenler neden hiç bir belge ortaya koyamadı? Sinan Ateş’i ölüme götüren veya kendi tabiriyle, ‘kalemimi kırmışlar’ kaleminin kırılmasına neden olan şey, bir çok iyi yetişmiş biri, iki MHP genel başkanı olacak konumda olmasıdır ayrıca, benimde ikna olduğum bir iddia var. Sinan Ateş, Türkiye genelinde ve özelikle Mersin’de narko paraya boyun eğmiş ve ülkücü gençleri narko para için kötüye kullanan kişiler hakkında bilgi, belge topluyordu. Yani kendisini ‘ülkücü’ gösterip ama uyuşturucu parasıyla hayatını sürdürenler hakkında bilgi, belge topluyordu. Özelikle Mersin. Herkesin bildiği bir gerçek var şu an Türkiye’nin uyuşturucu merkezi Mersin olmuştur. Ve Uyuşturucu trafiğine maalesef ülkücülerin bir kısmı alet ediliyordu. Bunları araştırıyor ve engel oluyordu. Uyuşturucu engellemeleri Sinan Ateş’in hayatına neden oldu. Sinan Ateş, Ülkücüleri uyuşturucu ve benzeri yasadışı işlerden uzak tutuyordu. Sinan Ateş’in ölümüne azmettirenin kim olduğu herkes tarafından biliniyor. 

Hüseyin Remzi’yi ne bekliyor? Sinan Ateşi öldüren ekip belli, Hüseyin Remzi’yi tanıyan insanlar hangi ekiple hareket ettiğini biliyor ve Remzi’nin nasıl kötüye kullanıldığını da biliyor. Tarihsel gerçeklerle kötüye kullanılan insanların sonu aynı ekip tarafından ölüm olduğunu üç örnek vererek anlattım. Hüseyin Remzi’nin hangi milletvekiline yakın olduğunu hangi avukata yakın olduğunu biliyor herkes. Hüseyin Remzi’nin sonu verilen örnekler gibi aynı ekip tarafından ölüm mü olacak? Hüseyin Remzi’nin yaptıklarına baktığımız zaman, ‘vur-kır’ işlerini sevdiğini hemen anlarız. Belgelerle bu ortadadır. Bu ekip sonunda Hüseyin Remzi’ye olumsuz bir şey yapacak. Hüseyin Remzi bu ekibe karşı yapması gereken en önemli şeylerden bir tanesi ses kayıtlarını almak. Evet kendi hayatı bir gün söz konusu olacağını bilmeli bu ve benzeri yapının nasıl çalıştığını bilmeli ve bu yapıya karşı varlığını sürdürmek için kesinlikle bütün konuşmaları kayıt altına almalı. Bu nedenle açık mektup yazıyor ve Remzi’ye sesleniyorum: Son günlerde sizi çok aradım ama telefona çıkmadığınız gibi geri dönüşte yapamadınız. Şu an sizi hareket ettiğiniz yapı-ekip, reis adına ne derseniz bu kişiler sonunda size karşı olumsuz bir eylemde bulunacak. Bu nedenle özelikle bilinen milletvekili ve avukatının sürekli sesini kayıt edin. Yüz yüze görüşürken, telefon üzerinden görüşürken, mutlaka kayıt edin. 

Bugün Sedat Peker’in gücünü ikiye katlayan şey hiç şüphesiz elde ettiği belgeler-kayıtlar. Türkiye, tavır aldığı ülkeye karşı barışmak zorunda kaldı Peker’in sesini kesmek için. Yarın size karşıda birilerinin hiç bir şey yapmaması için mutlaka hepsinin konuşmalarını kayıt altına al. Ve Kayıtları birden fazla yerde muhafaza et. Milletvekili yanındaki yardımcı veya basın sorumlusu kişiler üzerinden biryerlere mesaj verip-alıyor. Sen o yardımcıların da seslerini kayıt et. Sadece ses yetmez; ev adresleri kimler, kimlerle ne görüştü nerede görüştü, konu neydi? Bunlar hangi tarihte gerçekleşti hepsini kayıt altına al. Telefonuna hiç bir şey kayıt etme. Hepsini iCloud hesabına kayıt et ve sürekli kapalı tut. Böylelikle birgün şüphelenip telefonunu kontrol etmek istedikleri zaman hiç bir şey bulamazsınlar. Keşke telefona çıksaydın bunları ikili konuşmada anlatsaydım sana. Şu an bağlı olduğun ekip Türkiye’nin en acımasız ekibi ve maalesef senin sırtını sıvazlıyorlar yarın ne yapacaklarını yukarıda verdiğim üç örnek kişiden belli. Bugün rahatsız olduğun gazeteciler yarın senin işine yarayacak. Unutma Sedat Peker de rahatsızdı bir dönem gazetecilerden.

Şu an sizi yönlendiren ekip size dost değil, Velican Oduncu’ya da dost değillerdi; işleri bitti ve Oduncu’yu öldürdüler.

Selamlar,
Eşref Kerküklü

banner1
Yorumlar (1)
TAHIR ODUNCU 12 ay önce
Veli Can Oduncu'nun öldürülmesindeki “Turgut Özal” ayrıntısını kardeşi Tahir Oduncu anlattı

Ülkücü harekete mensup Veli Can Oduncu'nun öldürülmesi ve katillerinin bulunmayışı ile ilgili kardeşi Tahir Oduncu isyan etti. Veli Can Oduncu’nun kardeşi Tahir Oduncu, “Kardeşimi Özal’a suikast teklifini kabul etmeyince öldürdüler” dedi.



 





 

Turgut Özal suikastının önce Veli Can Oduncu’ya teklif edildiği iddialarını doğrulayan kardeşi Tahir Oduncu, “Kardeşim öleceğini biliyordu. Beni ve evdekileri ‘Dikkatli olun diye uyarmıştı. Biz bu olay yüzünden öldürüldüğünü biliyoruz. Vurulduktan sonra 45 dakika yaralı halde koğuşun önünde yatmış. İdareden, gardiyanlardan ya da jandarmadan gelip yardım eden olmamış. Ambulansla hastaneye giderken yolda kan kaybından öldü” dedi

Ahmet Özal’ın 18 Haziran 1988’te Kartal Demirağ tarafından Turgut Özal’a düzenlenen suikast için “Babama düzenlenecek suikasti önce Veli Can Oduncuya teklif etmişler” dediği vahim iddiayı Oduncu’nun kardeşi Tahir Oduncu