MİT içindeki Amerikancı Mehmet Eymür'ün Doğu Perinçek cinayeti planı

Öğrencilik yıllarından itibaren MİT’in yönlendirmesi altında bulunan Öztürk, Aydınlıkçıları 20 yaşından beri dikkatle izlediğini belirtiyor. Öztürk, Eymür ekibinin MİT'e hâkim olduğu dönemde Eymür’ün kendisine, ‘görevlerinde başarılı olduğu için Doğu Perinçek’e suikast görevi’ verdiğini söyledi

22.06.2022, 21:17 Haberler
MİT içindeki Amerikancı Mehmet Eymür'ün Doğu Perinçek cinayeti planı

Feyyaz Öztürk şu anda 54 yaşında. Kendi anlatımına göre, öğrencilik yıllarında Siirt Öğrenci Yurdu’ndayken, MİT’in verdiği görevleri yerine getirmeye başladı. İstanbul Üniversitesi’nde İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Yabancı dili olduğu için teşkilat uyuşturucuya yönelik operasyonlarda görev verdi. 1991 yılında askere sonra da yurtdışına gitti. Bir süre sonra da DEA için çalıştı. (Drug Enforcement Administration - Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi) FETÖ bağlantılı, ABD konsolosluk görevlisi Metin Topuz’un tutuklandığı davada, savcı Öztürk'ün ‘çok önemli bilgilere’ sahip olduğunu belirterek tanık sıfatıyla onun da ifadesinin alınmasını istedi. Öztürk, son olarak 2021 yılının Eylül ayında Avusturya’da ‘suikast’ iddialarıyla gündeme geldi. Avusturya’da ülkenin güvenlik kuvvetlerine, ‘MİT içinden bir ekibin kendisine bir siyasiyi öldürme görevi verdiğini’ iddia etti. Görüşmemiz sırasında, bu konuyla ilgili ilk kez bir siyasi parti yöneticisinin azmettirici rolü oynadığını açıkladı. Ayrıntıları yarınki bölümde yayımlayacağız. Öztürk, doksan gün boyunca ABD ve Alman istihbaratı tarafından sorgulandığını belirtiyor. Şu anda İtalya’da yaşıyor.

'BAŞARILI OLDUĞUM İÇİN' GÖREV VERİLDİ

Öztürk, Aydınlıkçıları 20 yaşından beri dikkatle izlediğini belirtiyor. Teşkilatta ‘Allah gibiydi’ dediği Mehmet Eymür’ün kendisine ‘Daha önceki görevlerinde başarılı olduğu için Doğu Perinçek’e suikast görevi’ verdiğini söylüyor. Bu amaçla Öztürk’ü 1988 yılında Aydınlıkçıların arasına sızdırmaya çalışıyorlar. İki aylık bir çalışma sonucunda ‘hedefe yaklaşmışken’ bir anda operasyon iptal ediliyor, ekip de dağıtılıyor. 80’li yılların sonlarında Aydınlıkçıların yayın organlarında aktif görev alan Mehmet Sabuncu ve Tunca Arslan, Öztürk’ü ve anlattığı kişileri anımsadılar.

'EYMÜR VE ABAS'I MODA'DAKİ EVDE GÖRDÜM'

Ömrünün her döneminde MİT’le bağı olan Feyyaz Öztürk’le yukarıda kısa özetini verdiğimiz olayların ayrıntılarını konuştuk.

Mustafa İlker Yücel (İY): En baştan başlayalım. Orhan isimli şahıs üzerinden Aydınlıkçıların arasına sızmaya çalıştığınızı söylüyorsunuz.

Feyyaz Öztürk (FÖ): Evet. Sadece Nihat, bir de adını hatırlamadığım birisi, “Seni yarın götürecekler” dedi. Ama öncesinde Doğu Perinçek’le alakalı konu anlatıldı.

İY: Nerede?

FÖ: Moda’da, Fındıklı’da teşkilat evlerinde toplantılar yapıldı. Orada planlandı.

İY: Hangi yıl?

FÖ: 1988 olması lazım.

Mehmet Sabuncu (MS): Moda’daki evde Mehmet Eymür var mıydı?

FÖ: Eve gelip giderdi. Mehmet Eymür’le Hiram Abas’ı, Moda’da ikisini bir arada gördüm. Fındıklı’da ise sadece Hiram Abas ve diğerlerini gördüm, Bülent, Nihat, Nedim vardı isimlerini hatırladığım. Artık isimler ne derece doğru, tam bilmiyorum. istihbarat sonuçta. Albayrak diye biri gelirdi İran masasından, Farsçası iyiydi. Aydınlıkçıların arasına sızma ve uygun bir anda Doğu Perinçek’i öldürme görevi verildi.

TEŞKİLATA GİRİŞİ

İY: Teşkilata nasıl katıldınız?

FÖ: Siirt Öğrenci Yurdu’nda

İY: Memleketiniz Samsun. Siirt’le bağınız?

FÖ: Bir dostumuz vasıtasıyla yerleştirildim. O zaman yurtlar çok dolu oluyordu, ev bulmak zor. Oraya yerleştirildim. Ondan sonra da böyle devam etti.

İY: (Feyyaz Öztürk, adını Alper olarak hatırladığı bir kişiyle Aydınlıkçıların arasına sızma görevinde birlikte rol aldığından bahsediyor) ‘Orhan’dan önce geldi’ dediğiniz Alper isimli birinden bahsetmiştiniz. Alper’le ilgili bilgi verir misiniz?

FÖ: Ben Alper’i isim olarak hatırlamıyorum. Sadece tanımını yaptım, Tunca Arslan, Alper olabilir mi dedi. Evet dedim, o isme benziyor. Anne veya babası ya da her ikisi, Fulya ya da Nişantaşı’nda eczacıydı. Zayıf bir çocuktu. Dev-Sol’a sızdırıldı o. Ben Paris’e gittim daha sonra. Dev-Sol’un bir yayın organında “devrim şehidi” diye çocuğun resmini gördüm. 1991 Ocak veya Şubat’tı, yalan olmasın. Çok eski…

'SİZİ ÖYLE BİR HAZIRLIYORLAR Kİ...'

İY: Moda’daki evde Doğu Perinçek hakkında “güzel propaganda yaptılar” demiştiniz. Nasıl bir propaganda?

FÖ: Mehmet Eymür birebir pek konuşmaz ama Doğu Perinçek olayında çok konuştu. Onu bir dikte ederek anlatması vardır. Tıslayarak gibi konuşur. Öncesinde bir iki işe gönderildik. Ben o konuya gelmeden şey anlatayım: Biz mesela, paralarımızı Nihat Akgün’den alırdık. Beyazıt’ta bir oteli vardı, üniversitenin aralarında, aşağılarda. Emin Cankurtaran mıydı, onun bir yeri vardı Levent’te. Bir muhasebeci bir kadın vardı, o verirdi. Bunlarla alakalı bir iki işe gönderildim. Ondan sonra ben verilen işleri yapınca, herhalde bana iyice güvendiler. Doğu Perinçek olayına geldi. Bana, Perinçek hakkında “Çin ajanı, vatan haini” gibi şeyler söylediler. O yaştaki bir genci ikna edebilecek şeyler… Zaten sizi öyle bir hazırlıyorlar ki o yaşta, sanki siz yoksanız MİT de yok, devlet de yok, Türkiye de yok. Size o kadar ihtiyaç var gibi. Bana söylendikten 1-2 gün sonra operasyon başladı.

İY: Moda’daki buluşmada kimler vardı?

FÖ: İsmen hatırladığım Nihat, Bülent ama çok nadiren tesettürlü bir kız gelirdi. Hareketli bir takipte onunla çalışmıştım. Sessiz sakin bir kızdı, tıp öğrencisi olduğunu biliyorum onun. Çapa, Cerrahpaşa hatırlamıyorum ama o civarda bir şeydi.

'SEN KİMSİN Kİ SORGULUYORSUN'

İY: “Eymür beyin yıkamada rekor kırdı” demiştiniz. Açar mısınız?

FÖ: Rekor kırma derken o çok başarılı o tarihlerde. Çok farklı bir uygulaması vardı onun, çok ciddi. Hani seninle konuştuğun zaman sen ödül almış gibi oluyordun, vay beni layık gördü diyordun. Böyle etkili bir pozisyondaydı. Hiram Amca, amca diye hitap ediyorduk. (Hiram Abas’tan bahsediyor - Aydınlık) O sessiz sakindi, o pek böyle şeylerde konuşmazdı. Çocuk ruhlu gibiydi, silahla oynayan falan, bize çok anı anlatırdı. O ara ayrılmıştı yanılmıyorsam. Ama Mehmet Eymür çok iyi hazırlardı. Yani aileyle ilgili sorulardan girerdi. Dost canlısı olur, ondan sonra dikte etmeye başlardı. “Bunu sen yaparsın” derdi. Biraz şey konuşurdu: Bunu salaklar yapamaz, sen yaparsın. “Her tarafımız düşmanla sarılı” derdi, Amerika ve Sovyetler Birliği tehditleri üzerinden anlatırdı her şeyi.  Mesela beni şeye gönderdi: Balat tarafında bir yere. Adil isminde biriyle, Malatyalıydı galiba. Oradan birinin vurulmasını istedi, belden aşağı… Ben bir iki şey söyleyince çok sert tepki verdi. “Sen kimsin ki soruyorsun, sorguluyorsun… Öyle uygun görüldü, yapıyorsan yap, yapmıyorsan, affedersin, s....r ol git.” Böyle yapıdaydı. Yaptık, ettik, Balat’ta. Neydi o Haliç kenarında bir yer, altı restorandı, üstü ofis gibi bir şey. Sorgulamadık, yaptık. Ondan sonra ben bu işe kaydırıldım.

'ÖLDÜRME GÖREVİNİ EYMÜR VERDİ'

 

İY: Aydınlıkçılar üzerine çalışacaksın mı denildi?

FÖ: Aydınlıkçılar denilmezdi, Maocular diye söylenirdi. Maocular tehlikeliymiş, bunlar Çin destekli, Sovyetler bir yandan Çin bir yandan. Amerika’ya da atardı. Ondan sonra da zaten bu sıkıntılar olunca zaten ben İspanya’ya gittim. O Nihat dediğim şahıs 1000 dolar para verdi. Hiram amcanın (Hiram Abas) öldürülmesinden sonra. İspanya, Paris öyle bir macera oldu.

MS: Doğu Perinçek’le ilgili görevi size tebliğ eden Eymür müydü?

FÖ: Mehmet Eymür. Yanında da Nihat ve Bülent vardı.

MS: Hiram Abas var mıydı?

FÖ: Yoktu.

MS: Hiram Abas size bu görevin verileceğini biliyor muydu?

FÖ: Tabii. Hazırlıklar sırasında, Hiram Amca da vardı Fındıklı’da, Moda’da vardı yanılmıyorsam, o çıkardı. O bu konularda pek olmazdı. O çıktıktan sonra bu 3 kişiyle bir konuşulurdu, sonra o 2 kişiyi de çıkarırdı Eymür.

İY: Mehmet Eymür’ü en son ne zaman gördünüz?

FÖ: En son 2000’e yaklaşırken gördüm. 90’ların sonu. Yeni vurulmuştu Hiram Abas. Ben İspanya’ya gönderildim, 1000 dolar bir para verildi. Oradan da Fransa’ya kaçak geçtik. İspanya’ya vize yoktu o zaman.

'PERİNÇEK GELECEK DENDİ GELMEDİ'

İY: Sizi neden bir anda geri çektiler? 2 ay sonra görev iptal oldu demiştiniz.

FÖ: Tabii yaklaşık olarak. Beni bir de Onur mu Ömür mü bir çocuk vardı, o da biraz aktifti, silahlı işlere gönderildi, beni bir iki yere daha gönderdi sonra geri çekti. Sanki bizi bir gösteriyor korkutuyor sonra tamam gibisinden. Ama Doğu Perinçek olayında böyle bir şey olacağını sanmıyorum çünkü ticari bir şey değil. Emin Cankurtaran’ın tahsilatına bile gönderdiler bizi, onu da sonradan öğrendik. (Emin Cankurtaran Türk iş adamı ve eski spor adamı. Fenerbahçe'nin başkanlarındandır. Cankurtaran Holding'in sahibidir. 20 Şubat 2009’da öldü - Aydınlık)

Gayrettepe tarafında ara sokakta bir yere gönderdiler. Doğu Perinçek olayında Haznedar’da bir evde bu işi yapacaktım. Gelecek dendi ki ben de gittim ama bir tesadüftü, o kişinin bu organize işle ilgisi yok. Eşi gelmişti yalan olmasın 8-10 yaşlarında bir çocuk vardı yanında, hayal meyal. Gelecek dendi, gelmedi. Onu söyledim. Hatta oradaki Nihat dediğim, o agresif bir tiptir, “patlatsaydın ya hepsine” dedi, bu tarz konuşur. Eymür ona böyle değişik baktı, onu çıkardı. Sonra “Ben seni özellikle Cuma günü bekliyorum” dedi. 5 gün sonra, Cuma gittiğimde dedi ki “Tamam, gerek yok.” Silahı benden istedi. O zaten hep yanımdaydı. Çıkardım verdim. 6,35 mm’di o. Şarjör vardı bir de yedek.

'ŞEYTANIN AKLINA GELMEYEN İŞLER'

İY: Haznedar’daki evin sahibini hatırlıyor musunuz?

FÖ: Ben o zaman 20’li yaşımdayım, bana herkes büyük geliyor. Solda, Haznedar’a doğru giderken bir evde… Samimilerdi, eşi… Bu olayda Eymür’ün acımasız yüzünü gördüm.

İY: Doktoru mu diyorsunuz? (Eymür, o dönemde Aydınlıkçıların arasına gönderdiği bir doktoru kendi elemanları olan Feyyaz Öztürk’e deşifre ettirerek Öztürk’e güven duyulmasını sağlamaya çalışıyor – Aydınlık)

FÖ: Evet doktoru. Ben onu bulmuşum gibi hikaye yazdık. Böylece Aydınlıkçıların toplantılarına girmeye çalıştım. Mehmet Eymür şeytanın aklına gelmeyen işleri yaptırır. Çok insanı feda etti. Her seferinde bize ne zaman sıra gelecek diye düşünürdük.

Kaynak: Aydınlık- Mustafa İlker Yücel 

banner79
Yorumlar (1)
Tercuman 5 ay önce
Bu adami ben taniyorum.Cok operasyonlara gitti.O kadar tehlikeli ve zekidir ki kendini desifre edene kadar kimse onu tanimiyordu.Sokaklar da,ormanlarda,daglarda yasama yetenegi var.
Onu birisi gercekten sorgulasa cozulurmu bilmiyorum ama 100 den fazla cinayet aydinlanir.
Mit mensuplari ona bulasmaz,gozu dondu lafini onun yuzunde gorebilirsiniz,farkli bakar.
Sakin sakin konusur,bence yakinda buyuk bir olayda adini duyacagiz.
Tengricidir.
Bir sorgusunda tercumanlik yapmistim,biliyorum.
Vucut dili uzmanlari kararsiz kalmislardi.
Bakislari bir kadin uzmani korkutmustu.
Vay be neymis bu adam diyenler cikabilir ama inanin bu adam farkli.